06 Aralık 2009 Pazar

Bir zamanlar mor ve ötesi forumu vardı...

Ne günlerdi değil mi?

Nerden mi aklıma geldi? Dün gece Mono'ya gittik monoda biri mor ve ötesi forumu falan dedi. Halen bu kelimelerin kombinasyonuna algıda seçici olan ben anında döndüm. Yüz inanılmaz tanıdık. Hemen konuştuk napıosun ne ediosun diye. İkimiz de isimleri hatırlayamadık meğer Buddha Ahmet miş:) şimdi yazında hemen aaaa dedin değil mi defne:) karış karışlar mı geldi aklına yavrummm :P

Ben üşütmüş olduğumdan sesim de gidiyor yavaş yavaş. Bu sebeple çok konuşamadık ama ilginç bir tesadüftü. Ben yine bi 6-7 sene öncesine döndüm. Yuh yaw 6-7 sene mi:)

Evet evet yazdıkça farkediorum herşeyi.

Daha yazacaklarım vardı yine unuttum...

Bu arada farkettim ki etrafımdaki insanlar mutaka bir yönden beni çekmeli ben bunu anladım. Ben bana benzer insanları değil farklı insanarı seviyorum ve onları etrafımda tutuyorum.

böyle işte

öperim

şimdiiiiiiiiiiiiii

KARIŞ KARIŞ KARIŞ :P

30 Kasım 2009 Pazartesi

kısa kısa :) Teoride ve pratikte

-Yine yazmadım bayaadır. Dengesiz dönenmimdeym yazıp beğenmemektense yazmıorum.
Üşengeç demiyelim!!!

-Bayram için izmire geldim. Defne geldi ama görüşemedik kendimi berbat hissediorum bu konuda!!
Onun dışında bir Muratı bir de Gözdeyi görebildim. "Gözdeler" daha doğrusu:)

-konuşurken noktalama işareti kullanan insan gördüm ben :) kendisi dünya tatlısı o ayrı!!!

-İzmirde hava süper oleyy oldum gelince ve şifayı kaptım. Özellikle Adalya partide kaptığımı düşünüorum oyna oyna sonra dışarı çık bööle oldum.
Yeşil çay ve bal ikilisi ile kendime geldim :)

-Bir cadı masalı'nı okuyorum. Çok beğendim. Okurken kendimi gözden geçirip sorguladığım kitaplara bayılıorum bunu farkettim.

-Mor ve ötesi konserine gittik. Burak ta şarkı söledi. Balıkları. İsmimin anlamı balık sürüsü olduğundan her Burak söylediğinde bana söylüyormuş gibi alınıyorum üstüme:)

- İstanbula da adalya gibi bi mekan lazım valla...

- şimdi bavul yapmaya kaçar ben. Emel'imi özledim :)

04 Kasım 2009 Çarşamba

BOYACI

Cuma akşam saat 19:30 Yıldız Teknik'te gösterilecek olan oyun...

Elvan da oynuyor ben bir kere gittim ama yine gitmek istiyorum... Boş olup ben gelirim diyen var mı??

Bilet 3tl
Yıldız Teknik Üniversitesi--Oğuz Atay sahnesi

Çok eğlenceli... Bu gösterimi kaçırsanız bile ilerde mutlaka gidin :)

Burak Güven



Gözde Ayça Şen'in albümündeki "BÜYÜDÜK" adlı şarkıyı dinlememi sağladı...

Ben yine Defne'nin eski günler yazılarını okur gibi sevindim zira şarkıda Burak Güven "di da di da" diye eşlik ediyor...

Burak Güven'i kelimelerle anlatamıyorum galiba. Canlı dinlediğimde dizlerimi titreten tek kişi diyebilirim. Neden sevdiğimi cidden bilmiyorum. ( sorunum bu galiba çok sevdiğim şeyleri neden sevdiğimi bilmiyorum) Durup bakınca içlerinde en iyi Kerem Kabadayı derim ama Burak sevgim bir başka :) Çözemedim mucize? ve Balıklar galiba... ya da yerde kitaplar olan bir oda...

2 sesini duyup mutlu oldum yine

bloğa bişiy yazmıyorum bari bunu yazayım dedim. Aklıma gelen şeyleri o an elimin altında bigisayar yoksa hemen unutuyorum... Fonda Burak Güvenin söylediği şarkılar eşliğinde yazıyorum böylece unutmadım ne yazacağımı :P

20sinde izmirde konser varmış... Ama lanetli olduğumdan ben gittiğimde Burak şarkı söylemiyor. Napıcam bilemedim :P

Bu hayranlık yazısı da burda biter:)

PS: Yeni favori dizi adaylığına Flash Forward'ı aday gösteriyorum...
PS2: "Ucuz bir film gibi başından sonu belli..." ne güzel bir benzetmedir yaaaaa

21 Ekim 2009 Çarşamba

House M.D. Sezon 6 bölüm 5

House'cuğum başladı mükemmel bir başlangıç derken 5 hafta geride kalmış bile...

Bu haftaki bölümün başı galiba herkesten çok beni heyecanlandırdı...

bknz: kısa senaryom

Dizimiz de böyle başlıyor:) Adam atlıyor ve gümmm :)
Ölmüyor ve olaylar gelişiyor ama olsun.

İnsanlar yer çekimine karşı senaryolar yazıp durmamalı.
Biri de atlayıp düşsün derken bu isteğimi de yerine getiren House senaristlerine teşekkürü bir borç bilirim.

PS: uzun zamandır okuyamadığım blogları okudum yeni bloglar buldum. Keyfimi yerine getiren her bloğa teşekkür ederim :)

16 Ekim 2009 Cuma

Ziya'n

-Azil, Ziyan, Zargana
"z" harfini seviyor galiba Hakan Bey

- Hakan Günday sebebiyle Hakan'lar hakkında genelleme yapamıyorum. İyi bişiy mi kötü mü? kızım sana söylüyorum gelinim sen anla :) hatta online buluşup konuşalım :)

-Bir insanın hiçbirşeye değmediğini farkettiğinizde ve bu kanıtlanabilir bir durumsa . Bunu ona kanıtlamalı mı kanıtlamamalı mı? Kanıtlamak sizi değersiz yapar mı? Ya da kanıtlamanın verdiği haz sizi daha mutlu yapar mı? Bilmiyorum. İçimde oluşan anlamsız hırslara anlam veremiyorum. ( evet doğru okudun anlamsız hırslara anlam verememek , aynen öyle yazdım ve evet ne demek olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok :P)

-her insanın saçmalama hakkı vardır. peki benim saçmalama hakkım nerde bitiyor. başkasının özgürlüğünün başladığı yerde mi? (gördüğünüz gibi yeterince saçmalayıp uzatabilirim ama allahtan kontrollü bir insanım)

-Hakan Günday yan etki yapar mı?

-Sonunda havalar soğudu. Ve artık burnu açık ayakkabı içine ince çorap giymiş birini görme olasılığımız gittikçe azalıyor!!! bunu kutlamalıyız. (bknz:kusak istemek) ( okadar tiksiniyorum)

-Aklıma geldi bak şimdi , geçen Ahmet dedi ki "sen inanılmaz kontrollü birisin, hata yapıcam diye çok korkuyorsun" . Galiba doğru bir bakış açısı benim için... Ama yine de hata yapıyor olmam ise ilginç :) Bloğum sana yazıyorum hatalarım sen anla...

-"7" üzerine ne çok geyik yapılabiliyormuş... Allahtan windows 7 çıkıyor da farkına vardık :)

-Başka bişiy yok zannımca gece gece bunlar geldi aklıma yazdım. Zaten bi defne okur bi zafer bi de sen... (3. bi kişi olma olasılıını iyi değerlendirdim:)


PS: Defne anam 1 ayda ne çok yazmışsın okuyamadım daha ama okucam:) okurken bir de kahve varsa yanında aynııı birlikteymişiz gibi oluyor:)

PS2: Zafer bu How I Met Your Mother iyice sana benzedi. Mimarlıktan bırak sen öğretmen ol... Kaç kişide vardır böyle bir kariyer... Gittikçe sana benziyor....:)

Öptüm...

Ziyan... Hakan Günday


Ellerine sağlık...

Yine heyecanlandırdı. Aklımı kurcaladı.

Ha şubatta çıkacak, ha martta derken eylüle kalmıştı...

Eylülde izmirdeyken hiç kitapçılara uğramamıştım. İstanbulda istiklalde yürürken görmemle kalbim çarpmaya başladı ve aldım. Azil sonrası ne çok beklemiştim... Hakan Günday gibi beni heyecanlandıran pek yazar yok sanırım. ( aslında yazarla tanışma zamanına göre kişiler için göreceli bir durumdur bu amma velakin bunu başka bir zaman tartışırız) Kitap yine çok başarılı. Tabii ki spoiler vermemek için bişiy yazmıyorum. Ama kitabın tanıtımı için linke bakabilirsiniz... ya da buna

Kitap başına dert açar mı bilmem ama ben yine beğendim. Ha kitabı görünce heyecanlanmam sebebiyle var olan sevgimden Hakan Günday ne yazsa beğenebilirim. Ama objektif olmaya çalışırsam yine çok güzel kitaptı :)

Tamam tamam kitap daha 1 saat önce bitti ve ben aklımda bıraktıkları, kurcaladıkları, heyecanlandıırdıkları gitmesin diye yavaş yavaş yazıyorum. Bu heyecanla objektif te olamam...
Ha kitabı sindirdikten sonra yazmak ta bana göre değil.

Aslında bunları yok etmek lazım... Yazmamak iz bırakmamak lazım. :)

Evet evet ben hala kendimi sorguluyorum.

Zamanınız olursa tavsiye ederim efendim...

Başı ortası sonu hepsi pek lezizdi....

PS: ya bu kitaba da gülücüklü falan yazı da hiç yakışmadı. Karanlık, kuytu, derin bir yerler var beynimde. Hakan Günday oralar için yazıyor bu kitapları. Ve ben hiç göstermediğim ve kullanmadığım o yerleri bu kitaplarla doyuruyorum. Şimdi o yerler besinlerini aldı huzura kavuştular. Ben de uyuyabilirim...

Şu an donarak ölmekte olan Mehmetçiklerimize buradan kucak dolusu sevgiler...